Her insan hata yapar ve her insanın hayatı yanlışlarla doludur. Hatalar ve yanlışlar, pişmanlıkları ve keşkeleri peşinde getirir. Çoğu kez zamanı geri almak, kaçan fırsatı yakalamak imkânsızdır. İmkânsızlıklarla karşı karşıya kalmak; yıkılan bir binanın altında kalmak, dev dalgaların dibe batırmasıyla boğulmak gibidir. Sonrası da umutsuzluk, üzüntü, ne yapacağını bilememek? Attığı her adımda önceyi hatırlayıp korku dolu bir temkinle kendine güvenini kaybederek yürümek. Her bastığı yerde toprağın ayağının altından çekileceğini düşünmek.
Parmak uçlarını şimdi kayıp düşeceğim diye temkinle yere basmak. Güvenli olmadığını düşündüğü hayat yolunda, elini uzattığında tutunacak bir dayanak olmasını istemek. Aciz olduğunun farkında olmak. Unutmak, önemsememek, bir anlık dalgınlıkla başına büyük işler açmak. Pişman olmak, pişman olduğunu unutmak sonra aynı hatayı tekrar yapmak. Nasıl olsa aynı hatayı daha öncede yapmıştım. Sicilim zaten temiz değil ne fark edecek ki diye düşünmek. İşte bunlar: ?İnsan olmak? demek.
Peki, önceki hataların hiç olmamış gibi silineceÄŸini bilmek; yeni doÄŸan çocuÄŸuyla aynı sabıka kaydına sahip olacağını bilmek; bembeyaz boÅŸ sayfalarla dolu sicil dosyasına sahip olma ÅŸansının olması… Böyle bir durumda aynı hatayı tekrarlama ihtimali ne kadar düşer acaba? Vicdanlarının sesleri kulaklarında yankılananlar böylesine bir fırsata Hayır diyebilir mi? devamını oku »







