Arabesk müzik dinleyerek okumanız tavsiye edilir.
Aşığım ulan, deyip sokaklarda nara atan âşık sahnelerini biz Yeşilçam’da gördük. Yeşilçam bir eğitim yuvasıydı, orda yaşanan her şey hayatımıza yansımalıydı. Demek ki aşık olana sokaklarda bağırıp çağırmak serbest, yan gözle bakmak yasaktı.
Seviyorum ulan var mı ötesi? Yok, gerçekten yok! Zira sevmeyi biz ‘.’ Ne kadar çok seversen o kadar bahtiyarsın. Öyle sev öyle sev ki felek utansın.’’ Şarkısından öğrendik. En çok biz seviyorduk. Aşıktık işte! Biz ne dersek o olurdu. Her şey hoş karşılanmalıydı, herkes bize otobüste yer vermeliydi. Yer gök bilmeliydi bu aşkı. Her şey böyle güzel giderken “Ağlamak çok zor , ağlayamamak çok zor. Her gün seni kaderimden dileniyorum.’’ diyeceğimiz günlere geleceğimizi nerden bilebilirdik?
Ve gün geldi ’’Aşk sözlerim yalan oldu. Seni sevmek haram oldu. Eğlenip gülen sensin. Olanlarsa bana oldu.’’ Deyip feryat figan dolandık durduk İstanbul sokaklarında. Çünkü sevdiğimizi İstanbul sokakları almıştı ve çaresini de bulmalıydı.
’’Söyleyin sevgilim nerde İstanbul sokakları?
Çare bulun bu derde
İstanbul sokakları.
Onu benden siz aldınız onu benden siz çaldınız.
Onu benden kopardınız
Sevdiğimi verin bana İstanbul sokakları.’’
Hatırası vardı her yerde sevdiğimizin. Sokaklar bizi çok iyi bilirdi. Onun için sevdiğimizi hep sokaklarda aramaya devam ettik. Ama zalimdi sevdiğimiz. Bir zamanlar hiç bitmez dediğimiz sevgimiz, kirli bir gömlek gibi ayaklar altına atılmış, dillere düşmüştü. Mezarcı yetişti imdadımıza:
“Kaz mezarcı kaz mezarcı aşkıma bir mezar kaz ben ölmeden aşkım öldü.
Aşkıma bir mezar kaz.
Kaz mezarcı derin kaz.
Aşkımı gömeceğim.”
En derinlere gömmek lazımdı bu aşkı. Bir an önce unutmak istiyorduk. Aslında hala seviyorduk da delikanlıydık. Gururumuz vardı.
‘’Bana onu sormayın unutmak istiyorum
Artık hatırlatmayın unutmak istiyorum
Kalbimi kanatmayın dünyamı karartmayın
Onu hatırlatmayın unutmak istiyorum’’
Yeşilçam’dan öğrendiğimiz aşıklık kuralları gibi tezatlıklarda doluydu hayat. Başından beri bizi yalnız bırakmayan, yalnız arabesk şarkılar oldu.
‘’Sevip mutlu olmak varken gençliğimiz soldu erken. Ölürüm ayrılmam derken kavuşmamız haram oldu.’’
Şimdi hep bir ağızdan;
‘’Batsın bu dünya…’’
Çok beğenerek okuduğum bir yazı kaynak : Taha Süren
























Yorum Yazın